Patronların yeni lider adayı CHP'li mi?

'Tüsiad'ın desteğiyle Kemal Derviş yeniden siyasete dönecek' iddiası duymuş olmalısınız! Gerçi Derviş "Siyasete dönmeyi düşünmüyorum" diyordu ama...

Patronların yeni bir lider arzusu hem konuşmalarına hem de ekonomi yazarlarıyla yazılmaması kaydıyla yaptıkları görüşmelere yansıyordu. İşte bu nedenle Derviş, Türkiye'de geçirdiği iki gün içinde defalarca aynı soruya muhatap oldu.

Ben ise Kemal Derviş'in siyasete dönüp dönmeyeceğini, onu ve Tüsiad çevresini çok iyi bilen bir patrona sordum. Daha önce verdiği bilgilerin doğruluğu hiç şaşmayan bu isim, yine kendinden emin cevapladı sorularımı. Ona göre Derviş siyasete dönmeyecek.

Zaten Tüsiad'ın onu siyasete döndürme gibi bir niyeti yok. Aslında patronlar kulübünün siyasi bir lider adayı var ama o Kemal Derviş değil. Peki kim? Kendisi eski bir Hazine Müsteşarı... CHP'li bir milletvekili...

Evet, o isim Faik Öztrak. Kemal Derviş'in bakanlığı döneminde "Ben ayrılırsam yerime onu oturtun" dediği Öztrak, Tüsiad'ın desteğini sonuna kadar arkasına almış! Yalnız Tüsiad'ın mı? Hayır, değil. Faik Öztrak, iş ve siyaset dünyasının önde gelen isimlerini bir araya getiren ünlü ve gizemli Bilderberg Toplantıları'nın sonuncusuna davet edilen isimlerden biri olarak da dikkat çekti.

8 Haziran'da Chantilly, Virginia'daki Westfields Marriott Oteli'nde yapılan toplantıya Faik Öztrak'ın Tüsiad Yüksek İstişare Konseyi Başkanı Mustafa Koç ile birlikte katılması da ilginç bir tesadüf(!) oldu doğrusu. Jimmy Carter, Margaret Thatcher, Bill Clinton, George W. Bush, Tony Blair ve daha niceleri...

Bilderberg'e katıldıktan sonra bir anda yıldızları parladı ve kendilerini ülke yönetiminin en tepesinde buldular. Türkiye'de ise Süleyman Demirel, Bülent Ecevit ve Mesut Yılmaz akla gelen ilk Bilderbergciler. Ve şimdi Faik Öztrak... Bakalım Öztrak, Tüsiad'dan bulduğu desteği, 'dünya patronları'ndan da görebilecek mi?

Lozan hâlâ yürürlükte mi?

Geçen hafta kaleme aldığım "Diyarbakır Cezaevi Gerçekten Kapatıldı Mı" yazısının ardından Meclis İnsan Hakları Komisyonu Sözcüsü Abdurrahman Kurt ile bir telefon görüşmesi yaptık.

 AKP'li vekil, cezaevlerinde Türkçe dışında bir dille görüşün yasak olması nedeniyle yüzlerce Kürt mahkumun, yıllar yılı aileleriyle görüştürülmemesini mantık dışı bir uygulama olarak niteledi. En kısa sürede bu çağdışı uygulamanın kaldırılması için İçişleri Bakanı ile görüşeceğini söyleyen Abdurrahman Kurt'un duyarlılığı sevindirici.

Lakin...

Hükümetten bu konuda bir adım atmasını beklemek tek başına çözüm değil. Anadilde görüşe izin verilmeyen mahkumların avukatlarına da düşen bir iş var. Kurucu antlaşmamız Lozan 39/4 maddesinde aynen şöyle diyor; "Herhangi bir Türk uyruğunun, gerek özel gerekse ticaret ilişkilerinde, din, basın ya da her çeşit yayın konuları ile açık toplantılarında istediği bir dili kullanmasına karşı hiçbir kısıtlama konulmayacaktır". Bu noktadan hareketle yapılması gerekeni Baskın Oran, Radikal İki eki'ndeki yazısında şöyle özetliyor; "Dil yasağıyla karşılaşan herkes Lozan 39/4'ü ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'ni birlikte ileri sürmeli ve böyle bir yasağın her ikisinin de ihlali olacağını iddia etmelidir.

Çünkü hem Lozan hem AİHS Türkiye'yi bağlayan uluslar arası hukuki metinlerdir. Ve Anayasa gereği ulusal yasalara karşı üstündürler". Görüldüğü gibi... Cezaevlerinde Türkçe dışında bir dilde görüşe izin vermemek apaçık Anayasa ihlali! Tabi, Lozan hâlâ yürürlükte ise!?...

Ve tabi ortada gerçek bir hukuk devleti var ise?...

Yorum Yaz
Arkadaşların Burada !
Arkadaşların Burada !