Ergenekon’dan aldığımız ders, Şemdinli'den ders almadı

Bilmiyorum, gördünüz mü? 26 hukuk fakültesi dekanı AKP'nin kapatılması için iddianame hazırlayan başsavcı Abdurahman Yalçınkaya'ya destek amaçlı ortak bir bildiri yayınladı

 

Her satırı çok önemli doğrularla dolu olan bu bildiriyi farkında olmayanlar için bir kez daha yazmakta fayda var. Hatta kesip, saklamakta...

Yargı organları, yasama organları gibi millet adına egemenlik yetkisi kullanır.

Cumhuriyet savcıları, kanuni görevleri gereği dava açar. Bu nedenle, açtıkları davalarda kişisel olarak taraf değillerdir. - Hakim ve savcılara karşı tacizde bulunulması devleti yıpratır. - Basın ve yayın organları haber ve yorumlarında, siyasi parti temsilcileri açıklamalarında, savcıları baskı altına alacak yaklaşımlardan özenle kaçınmalıdır." - Yargıyı korumak, hukuk devletini korumaktır. Bu görev, hepimizindir.

Gerçek bir hukuk devletinde yaşamak isteyen herkesin destekleyeceği türde bir deklarasyon bu. Ama ve fakat... İnsan sormadan edemiyor; 'Hazırladığı Şemdinli iddianamesi nedeniyle meslek yaşamı sonlandırılan Van Cumhuriyet Savcısı linçe uğrarken bu dekanlar acaba hukuk fakültesinde öğrenci miydi?

Adaleti sağlamakla görevli 'hukuk adamları' kendi meslektaşlarına bile adil davranamazken hangi hukuktan bahsedeceğiz?

Diyelim ki... 'Cumhuriyet savcılarının kanuni görevleri gereği dava açtıkları' ilkesi Şemdinli'de gözden kaçtı. Peki şimdi... Ergenekon soruşturmasını yürüten Savcı Zekeriya Öz'e yönelen eleştiriler saldırı boyutuna varmışken, bu hukuk adamına bulunulan tacizlerin, dekanların deyişiyle 'devleti yıprattığı' niçin görmezden geliniyor? Görmezden geliniyor, çünkü...

AKP'nin kapatılması için düğmeye basıldığı andan itibaren Türkiye'de siyaseti hukukileştirme çabaları giderek hukukun siyasallaşmasına dönüştü. Aslında yeni bir durum değil bu. Ancak son bir haftadır hukukun nasıl siyasallaştığı çıplak gözle de görülür oldu.

Bazı 'hassas yargı çevrelerinin' savcıları korumakta gösterdiği seçicilik bunun en açık delili. Ankara Cumhuriyet Savcısı Abdurahman Yalçınkaya eleştirilince devlet yıpranıyor da, İstanbul Cumhuriyet Savcısı Zekeriya Öz eleştirilince Kız Kulesi mi zarar görüyor? Öyle ise?...

İşin özü şu; Söz konusu 'derin yapılanmalar' olunca hassas yargı çevrelerinin ayarı birden farklılaşıveriyor. İster Şemdinli deyin, ister Sauna, ister Atabeyler deyin, isterseniz Ergenekon... Hepsinde de aynı durum çıktı ortaya; hukuk siyasallaşıyor. İşte asıl tehlike bu!

Yorum Yaz
Arkadaşların Burada !
Arkadaşların Burada !