Erdoğan Teziç Ergenekon’dan tiksinmiş!

Eski YÖK Başkanı Erdoğan Teziç'e yönelik olduğu iddia edilen silahlı eylem de Ergenekon İddianamesi'ne girmiş.

Olay, Hrant Dink suikastı, Zirve Yayınevi baskını, Rahip Santoro cinayeti ve Danıştay saldırısı ile aynı paralelde, aynı merkezden yönetilen provokatif bir eylem olarak nitelendiriliyor.

Peki, Erdoğan Teziç de aynı görüşte mi? Bu soruyu bizzat kendisine sordum. Hadi itiraf edeyim. Merakımı asıl cezbeden şey Teziç'in Ergenekon sanıklarını nasıl savunacağı, iddianameyi yerden yere nasıl vuracağıydı. Ancak ondan hiç beklemediğim bir tavırla karşılaştım.

"- Midem bulanıyor." Teziç'in ilk sözü bu oldu. Acaba hasta mıydı?

"-Tiksindim. Acayip tiksindim yani..." Alerjik bir reaksiyon mu, yoksa...

"-Ergenekon'dan tiksiniyorum!" Önce iddianameyi kastediyor sandım. Meğer tek bir sayfasını bile okumamış. Okumak da istemiyor. İlk şaşkınlığı atıp bu tavrının nedenini soruyorum. İddianamede suçlananların bir çoğu samimi olduğu isimler. Hatta kader birliği yaptığı...

"-Hiç geriye dönüp bakmak istemiyorum. Hatırlamak bile istemiyorum." Teziç, durmadan "iğrençlik" diyor, başka bir şey söylemiyor. Aslında söylemek istiyor ama kendisini zor tutuyor.

'En iyisi unutmak' deyince 'Neyi?' diye soruyorum ve patlıyor; "- İnsanın öldürüleceğini bilmesi ne kadar kötü bir şey biliyor musunuz!?.

Her şeyi öğreniyorsunuz. Kimler, nasıl öldürecek..."

Erdoğan Teziç, kendisine yönelik suikast planlayanların, bir zamanlar dost bildiği insanların arasından çıkmasından son derece rahatsız. Tam bir pişmanlık psikolojisi içerisinde; "-Ankara'ya dönmeyeceğim. Hiçbir şey hatırlamak istemiyorum.

Hiçbir şey!.. " Erdoğan Teziç, geçmişi unutacak, hatırlamayacak diyelim. Ya biz, biz nasıl unutacağız onun geçmişte sarf ettiği dehşet dolu sözleri? "AKP'nin seçtiği cumhurbaşkanı Çankaya'ya çıkamaz, yolda kaza (!) geçirir, başına bir iş gelir" sözünü mesela...

TOPTAN HAKLI ÇIKTI

AKP'nin kapatılması istemiyle açılan davanın sonucuna ilişkin pek çok kişi tahminlerde bulundu. Kimi kapatılacak dedi, kimi kapatılmayacak...

Ama bir kişi var ki, o, kelimenin tam anlamıyla nokta atışı yaptı. Aslında bir temenniydi onunki ve gerçek oldu. Meclis Başkanı Köksal Toptan'dan bahsediyorum. "Herkesin 'oh' diyebileceği, kendi endişelerinin giderildiğini hissedebileceği bir Anayasa Mahkemesi içtihadı ortaya çıkabilir!" diyen Toptan haklı, "Böyle bir şey olamaz" diyenler haksız çıktı.

Biri dışında tüm mahkeme üyelerinin "AKP laiklik karşıtı fiillerin odağı olmuştur" demesine karşın parti kapatılmadı. Kapatılsın diyenler de memnun, kapatılmasın diyenler de. Tam da Toptan'ın dediği gibi üçüncü bir yol bulundu yani. Alkışlar Meclis Başkanı'na!

Yorum Yaz
Arkadaşların Burada !
Arkadaşların Burada !